25 Temmuz 2009 Cumartesi

The Day I Swapped My Dreams For Nothing



Sevgili okur,

Küçükken ne güzeldi değil mi, hepimizin hayalleri vardı, küçüldükçe hayaller artardı çünkü onları taşıyabilme kuvvetimiz de artardı. Pamuktan oyuncaklar dünyayı kurtarır, saçları çıkan küçük askerlerin saçını çıkardığımızda korkardık. Kafalarının içinin boş olduğunu ve gözlerinin aslında saçlarının bir parçası olduğunu anlayınca yepyeni bir oyun geliştirirdik. Askerlerden biri efendi olurdu, diğerleri de (saçı çıkarılmış olanlar) onun köleleri olurdu. Efendi olan hepsini büyüleyip bütün gün boyu kendi işlerine onları koştururdu.


Bir de tüm hayalleri süsleyen ve de asla elde edilemeyen, ya bir arkadaşın ya da bir akrabanın sahip olduğu fantastik ötesi oyuncaklar vardı. Bunlardan biri de 3 tane farklı renkte (mavi, kırmızı, siyah) penguenin bir yarış pistinden aşağıya hızla kayıp sonra da yürüyen merdivenle yukarıya çıktığı oyundu. O penguenler aslında o yolları gitmezlerdi sadece, tüm kuzey kutbunu, güney kutbunu dolaşır, buzullardan aşağıya atlar suya dalar oradan zıplayarak çıkıp kendilerini karların içine atardı kafanın içinde. İşte o yüzden çok güzeldi o oyuncak, belki de çok istenip de ulaşılamadığı için çok güzeldi.


Sonra ne vardı, evet tuhaf belki ama, bundan 18 yıl önce yağmurlu bir kış akşamı daha yeni taşınılan bir şehirde cebinde doğru düzgün parası olmayan bir baba tarafından deterjanların yanından çıkartılıp alınan yumoş oyuncağı vardı. Tüm kutunun parası daha sonra 4 aylık borç senediyle ödenmişti. Şu anda manasız gelebilecek o oyuncağın kucaklanıp eve kadar götürüldüğü an o oyuncak kadar yumuşak bulutların üzerinde gezindiğim bir andı benim için. Yıllar sonra bunun ardında yatan fedakarlığın farkına varınca bir o kadar da değeri artmıştı. Alt tarafı bir oyuncaktı ama olsundu.


Peki sonra noldu mu? Neden herşey bu kadar ciddiye bindi? Niçin hayal kurmayı bıraktık, niçin artık hiçbir şeyin gerçek olmadığını, olmayacağını düşünüyoruz sevgili okur? Sanırım cevap çok basit, büyüdük... diyemeyeceğim tabi ki, bu oldukça klişe ve saçma olurdu, büyüdük tamam belki ama büyürken de hayallerimizi boğarak bir kenara bıraktık, her doğum günümüzde içinde bulunduğumuz eski halimizi üzerimizden atıp üstümüze yepyeni kıyafetler giydik, onlar da eskiyince yine aynısını yaptık... Bu süreç içerisinde hayallerimiz de inceldi, inceldi, inceldi ve artık yok olma aşamasına geldi. Zaten birçok kişiye göre de hayallerin arkasına sığınıp yaşamak fazla ama bilmiyorum. Benim yine de oyuncak sepetimin en altında sakladığım bir tutam hayal kırıntısı kaldı, hiçbir zaman kimseye vermeyeceğim, göstermeyeceğim ve ölene kadar saklayacağım belki de, kim bilir...



Hayallerinin hepsini kaybetmemen dileğiyle,

Saygılarımla.

5 yorum:

daisy dedi ki...

Ne büyüdüğümüz için bıraktık hayallerimizi ne de gerektiği için. Sadece artık onlara vakit ayıramadığımız için. Yalnızca hayallere değil, birbirimize gülümsemeye bile ne vaktimiz ne de halimiz kaldı bazen. Ama hayatın neden ibaret olduğunu anlamaya başladığında, tüm bu vakitsizlik, tatminsizlik, büyüme klişeleri, hepsi aslında ne kadar da saçma.

Talihsiz Şeyler Kişisi dedi ki...

Yapacak bir şey yok, şimdi de oyuncaklarım var ama biraz farklı tabi onlar :) Olsun, bir şekilde bir saniyeliğine bile olsa hayal kurmak güzel.

Popüler Yorum dedi ki...

çok sevdim bu yazıyı, hayallerle yaşamak ve o kırıntıları hep korumak yapabileceğimiz en güzel şey bence de...

Talihsiz Şeyler Kişisi dedi ki...

Teşekkür ederim Popüler Yorum, insanın bir noktadan sonra yapabileceği pek bir şey kalmıyor açıkçası dediğin gibi...

delusionmaker dedi ki...

Aha! Kaydıraklı penguenlerim!! :D Hâlâ duruyorlar :)

Hehe, mutlu oldum birden de hayal kurmayı kim bırakıyormuş ya, salarım hepinizin üstüne oyuncaklarımı ve hayali arkadaşlarımı, ele geçireceğiz biz yakında zaten dünyayı yok öyle hayal kurmamak falan.

;)